Sabahları aynanın karşısına geçtiğimizde sadece yüzümüzdeki yorgunluk çizgilerini ya da saçımızdaki yeni beyazları görürüz çoğu zaman. Derin bir nefes alır, kravatımızı düzeltir veya makyajımızı tamamlar, ardından gündelik koşturmacanın içine fırlatırız kendimizi.
Oysa ayna, bize akseden fiziksel görüntümüzden çok daha fazlasını fısıldar.
Ne garip bir çelişkidir ki insan, gün içinde onlarca yabancının yüzüne uzun uzun bakabilir, sokaktan geçenlerin adımlarını süzebilir de kendi gözlerinin içine birkaç saniyeden fazla bakmaktan çekinir.
Bakışlarımızı kendi göz bebeklerimizden kaçırışımız tesadüf değildir. Belki de orada, derin siyahlıkta karşılaşmaktan korktuğumuz bir bencillik, ertelediğimiz bir vicdan azabı ya da kabullenmekte zorlandığımız bir pişmanlık vardır.
Zira yüzümüz başkalarına sunduğumuz bir vitrinken, bakışlarımız ruhun kaçamadığı tek aynadır.
Fransız düşünür Montaigne, asırlar önce insan en çok kendinden kaçar, derken tam da bu kaçıştan bahseder. Kalabalıkların arasına karışır, gürültülü mekânlarda oturur, telefon ekranlarındaki dipsiz bildirim denizinde kayboluruz. Yeter ki içimizdeki ses konuşmasın, yeter ki yalnızlığın yalın aynası önümüze dikilmesin.
Oysa insanın kendisiyle randevusunu sürekli ertelemesi, hayatını bir başkasının tiyatrosunu izler gibi yaşamasına sebep olur. Kendini tanımayan, kendi karanlığıyla yüzleşmeye cesaret edemeyen bir insan, bir başkasının hikâyesine nasıl samimiyetle dokunabilir ki?
Bir insanın olgunlaşması, biraz da aynadaki yabancıyla barışmasıyla başlar. Kusurlarını, hatalarını, korkularını ve eksiklerini olduğu gibi kabul edip ben buyum, diyebildiği an, üzerindeki ağır zırhı düşürür.
Belki de her sabah güne başlarken, aynadaki aksimize bakıp sormamız gereken ilk soru bugün dışarıya nasıl görünüyorum? değil, bugün kendi iç dünyamla ne kadar dürüst bir bağ kurabiliyorum? olmalıdır.
Çünkü insan, aynadaki o derin bakışla yüzleşecek cesareti bulduğu ve kendi gerçeğini kucakladığı an özgürleşir; işte ancak o gün başkalarının çizdiği bir senaryoyu oynamayı bırakıp gerçekten yaşamaya başlar.
