Bazen yolda yürürken, bir kafenin kapısından geçerken ya da arabanın radyosunda aniden eski bir şarkı çalmaya başlar. Hani yıllardır dinlemediğin, varlığını bile unuttuğun melodilerden biri…
Kendine Bir Günlük İzin Vermek
İnsan bazen durup dururken, hiçbir geçerli sebebi yokken bir huzursuzluğun içine düşüyor, değil mi? Hani her şey yolundadır aslında; işin gücün tıkırındadır, sağlığın yerindedir, sevdiklerin yanındadır ama yine de göğsünün tam ortasında ne olduğunu çözemediğin bir ağırlık oturur.
Ne tam olarak üzüntüdür bu ne de öfke. Sadece orada duran, buradayım diyen ama adını bir türlü koyamadığın bir boşluk hissi.
Göçmen Kuşlar ve Yerleşik Hayatlar
Şehirlerin beton gri ritmine kapılmış giderken, bir sonbahar akşamüstünde başımızı göğe kaldırdığımızda hafif bir sızı bırakır. Kanat çırpışlarındaki kusursuz uyum, mesafe tanımayan kararlılık…
Onlar, mevsimlerin çağrısına uyup binlerce kilometrelik meçhul yollara koyulurken, bizler de kendi güvenli alanımızın rahatlığına iyice sığınırız.
Ayna ve İnsan
Sabahları aynanın karşısına geçtiğimizde sadece yüzümüzdeki yorgunluk çizgilerini ya da saçımızdaki yeni beyazları görürüz çoğu zaman. Derin bir nefes alır, kravatımızı düzeltir veya makyajımızı tamamlar, ardından gündelik koşturmacanın içine fırlatırız kendimizi.
Oysa ayna, bize akseden fiziksel görüntümüzden çok daha fazlasını fısıldar.