Kendine Bir Günlük İzin Vermek

İnsan bazen durup dururken, hiçbir geçerli sebebi yokken bir huzursuzluğun içine düşüyor, değil mi? Hani her şey yolundadır aslında; işin gücün tıkırındadır, sağlığın yerindedir, sevdiklerin yanındadır ama yine de göğsünün tam ortasında ne olduğunu çözemediğin bir ağırlık oturur.

Ne tam olarak üzüntüdür bu ne de öfke. Sadece orada duran, buradayım diyen ama adını bir türlü koyamadığın bir boşluk hissi.

Okumaya devam et “Kendine Bir Günlük İzin Vermek”

Göçmen Kuşlar ve Yerleşik Hayatlar

Şehirlerin beton gri ritmine kapılmış giderken, bir sonbahar akşamüstünde başımızı göğe kaldırdığımızda hafif bir sızı bırakır. Kanat çırpışlarındaki kusursuz uyum, mesafe tanımayan kararlılık…

Onlar, mevsimlerin çağrısına uyup binlerce kilometrelik meçhul yollara koyulurken, bizler de kendi güvenli alanımızın rahatlığına iyice sığınırız.

Okumaya devam et “Göçmen Kuşlar ve Yerleşik Hayatlar”

Ayna ve İnsan

Sabahları aynanın karşısına geçtiğimizde sadece yüzümüzdeki yorgunluk çizgilerini ya da saçımızdaki yeni beyazları görürüz çoğu zaman. Derin bir nefes alır, kravatımızı düzeltir veya makyajımızı tamamlar, ardından gündelik koşturmacanın içine fırlatırız kendimizi.

Oysa ayna, bize akseden fiziksel görüntümüzden çok daha fazlasını fısıldar.

Okumaya devam et “Ayna ve İnsan”