Hakkında

Hoş geldiniz. Burası; adımlarımı biraz yavaşlattığım, şehrin karmaşasını dışarıda bıraktığım ve hayatın detaylarında gizlenen sessiz hakikatlere kulak kabarttığım küçük bir durağın adıdır.

Günümüz dünyası bizi sürekli bir yerlere yetişmeye, bir sonraki işi bitirmeye ve ekrandan kayıp giden dipsiz bir bilgi denizinde kaybolmaya zorluyor.

Sabahlara alelacele uyanıyor, vitrinlerin ve bildirimlerin parlak ışıkları arasında kendi gözlerimizle bile uzun uzun karşılaşmaktan çekiniyoruz.

Göçmen kuşların sonbahar akşamüstündeki süzülüşüne bakıp iç geçirmem de, bir çay bardağındaki minik çentiğe takılıp kalmam da bundandır.

Çünkü durmayı, yavaşlamayı ve görünmeyenin ardındaki derinliği hissetmeyi unuttum/unuttuk.

Bazen bir otobüs yolculuğundaki yorgun bir tebessüm, bazen balkondaki bir saksıya dökülen bir maşrapa su, bize kalbimizin hâlâ bir göğüs kafesinin içinde attığını hatırlatır.

gunceler.blog, büyük iddiaların veya gösterişli lafların peşinde koşan bir blog değildir. Aksine, herkesin önünden teğet geçip gittiği küçük detaylara, gündelik hayatın içindeki dervişane tefekkürlere yer açmak için kuruldu.

Burada okuyacağınız yazılar, gece yarısı boş sokaklarda yürürken atılan adımlardan, bayram sofralarındaki bakışmalardan ve toprağa dokunmanın sunduğu şifadan beslenir.