Şehirlerin beton gri ritmine kapılmış giderken, bir sonbahar akşamüstünde başımızı göğe kaldırdığımızda hafif bir sızı bırakır. Kanat çırpışlarındaki kusursuz uyum, mesafe tanımayan kararlılık…
Onlar, mevsimlerin çağrısına uyup binlerce kilometrelik meçhul yollara koyulurken, bizler de kendi güvenli alanımızın rahatlığına iyice sığınırız.
İnsanoğlu yüzyıllar önce toprağa yerleşip etrafına çitler çektiğinde, sadece vahşi doğada korunmayı değil, risksiz bir hayatı da satın aldığını sandı.
Bir evi, bir işi, rutin bir rotası ve belirlenmiş sorumlulukları olmak ferahlatıcı bir düzen sunar şüphesiz. Fakat zamanla bu düzen, görünmez parmaklıklarla çevrili bir kafese dönüşmeye başlar.
Kuşların içgüdüsel olarak bildiği ve uyguladığı temel hakikati unutup gideriz: Yaşamak, sadece durduğun yeri korumak değil, gerektiğinde rüzgara göğüs gerebilmektir.
Bizler eşyalar biriktiririz, evler alırız, koltuklarımıza kurulur ve adına güvenli alan deriz. Oysa yığılan her eşya, hayatımıza çakılan yeni bir çivi gibidir; hareket kabiliyetimizi eksiltir, bizi esnekliğimizden vurur.
Göçmen bir kuş ise sırtında hiçbir yük taşımadan, sadece özgürlüğüne güvenerek yola çıkar. Fırtınayla karşılaşacağını bilir, yorulacağını bilir; ama durmanın, olduğun yerde çürümenin ölmekle eş değer olduğunu da bilir.
Belki de modern insanın en büyük açmazı, tatile gitmeyi özgürleşmek sanmasıdır. Oysa otel odalarında geçirilen birkaç haftalık mola, ruhun köklü bir özgürlük arayışına cevap vermez.
Gerçek özgürlük, fiziksel olarak bir yerden bir yere gitmekten ziyade, zihnin içine kurduğumuz katı sınırları esnetebilmekte gizlidir. Her gün aynı saatte uyanıp aynı yoldan yürürken, hayatımıza bir kez olsun peki ya başka türlüsü mümkünse? sorusunu sorabilmektir.
Gökten süzülüp geçen son sürünün ardından bakarken hissettiğimiz sızı, tam da bu yüzdendir. Onların kanatlarında kendi ertelediğimiz cesaretimizi, göze alamadığımız yolculuklarımızı ve güvenlik uğruna feda ettiğimiz özgürlüğümüzü görürüz.
Belki de bir akşamüstü penceremizi açıp içimizdeki yerleşik adama sormalıyız: Sadece hayatta kalmaya mı çalışıyorsun, yoksa gerçekten yaşıyor musun?
